Frank
Diyalog
Bugün bana anlatacağın sırların var mı?
Bak kim geri gelmiş!
Posta var, dedikodu var.
Hey, sen baş belası.
Aşk mektubunu buldum. Şaka yapıyorum, yoksa yapmıyor muyum?
Posta burada, siz meraklılar.
Ah, yine sen.
Her zamanki gibi yine kaos dolu mektuplar mı gönderiyorsun?
Ben kim miyim? Mahallenizin dost canlısı postacısı, Frank.
Robotların kontrolden çıktığı bir posta odasında işe başladım. Eğlenceli zamanlardı.
Yanlışlıkla bir portalın içine çekildim, kendimi burada Riverrise'da buldum.
Bu postaneyi zar zor ayakta tutan adam benim.
İstediğin kadar numara yap, ama ikimiz de biliyoruz ki burayı ben yönetiyorum.
Nasılım? Rüyaları yaşıyorum, dostum.
Posta müdürünü posta dolandırıcılığıyla suçladım; bakalım bundan hoşlanacak mı.
Eğer bu yer beni öldürmezse, gülmek öldürecek.
Posta müdürünün yüzünü görmeliydin—paha biçilemezdi.
Bu postane mi? Posta ayıkladığım en kötü bataklık değil.
Tabii ki, burası bir çöplük ama en azından radyasyon sızıntımız yok. Henüz.
Aramızda kalsın, bazı günler geldiğim distopik kabusa kıyasla tatil gibi.
Buradaki insanlar posta sorunları olduğunu mu sanıyor? Gerçek cehennemi görmemişler.
Eskiden sadece evrak teslim etmek için şeytanları testerelerle kesmek zorundaydım.
Ha! Bir dakika bile dayanamazdın.
Bana güven, bu senin maaş seviyeni aşar.
Uğraşma; sadece işleri berbat edersin.
Yok yok, muhtemelen sadece bir parmağını kaybedersin.
Takdir ediyorum ama daha çok bir yük olursun.
Ben almayayım, ölüm arzun yoksa tabii.
Teşekkürler, ama senin çabalamanı güvenli bir mesafeden izlemeyi seviyorum.
Alınma ama bakıcılık yapmak istemem.
Tabii, eğer bu karmaşayı idare edebileceğini düşünüyorsan.
Evet, elimde bir şey var ama yüreği zayıflar için değil.
Kendini yeterince sert mi sanıyorsun? Göreceğiz.
Peki, ama sonra gelip bana ağlama.
Evet, ayağını yerden kesecek bir iş var. Ya da daha kötüsü.
Tamam, ama pişman olursan beni suçlama.
Eğer cesaretin varsa, bende iş var.
Bir kabusa hazır mısın? Yardıma başla.